23 Ekim 2007 Salı

BAŞIMIZ SAĞOLSUN



Bütün şehirler tek bir kalp olmuş,en kutsal duygularıyla teröre lanet ediyor. Sokak sokak,cadde cadde büyüyor, ve bağımsızlık için kocaman badireler atlatarak bugünlere gelmiş, çoktandır uykuya yatmış bir milletin uykudan uyanışını bu güzel kalabalıklarda görüyoruz
kimilerinin yapmaya korktuğu cesaret örneği halk olarak öyle güzel gösteriyoruz ki !
Lakin bu yeterli midir?

Sürekli eleştirdiğimiz birşey var. Bayrağımızın bu denli önemli olduğunu, vatanın bir karışının bile satılık olmadığını zaten hiç unutmuyoruz ama nedense pkk'ya karşı birşeyler yapılması gerektiğini böyle şehit haberlerinden sonra bombalar, ölümler, hatta gerçek manası cinayetler, yaralanmalardan sonra aklımıza getiriyoruz. Yinede bu halkın artık kolay kolay uyumayacağını artık hissedebiliyoruz. Bu da bu mesele için gayet umut verici...

Benm bu konuda aklımda bir proje var ama henüz salt bir çoğunluk bulamadığım için şu anda sadece değinip geçiceğim üstünden.

Kızdığım başka bir konu ise, bikaç kendini bilmez televizyoncuların halkı galeyana getirmek istemesi, onun en hassas noktasından rant elde etmeye çalışması, daha ilk 13 şehitimizin olduğu gün, televizyonlar hemen harekat planlarını yaptılar televizyonlarında, yok şurdan girilecek, şöyle çatışma olacak, bu çıkacak...Sanırsın ki adam konusunda uzman, versen eline F-16' yı dalacak k. Irak'a !
Yahu be adam, bunu bilmek bizim işimiz değildir, bunu yapsın planlasın diye zaten koskoca bir silahlı kuvvetlerimiz var.sen kimsin ? Ki bunu palanlamak sana mı kalmış ?
Sen bize harekatın sonuçlarını anlat, olursa ne olur olmazsa ne olur bunu anlat. Ama anlatmak için değil, sırf bilelim diye değil, öğrenelim diye anlat.!
senin işin bu değilmiydi sanki ?
Ama aklı sadece reyting yapmaya çalışan böyle bir medyanın, bu kadar önemli bir konuyu "flaş flaş flaş! bbg evinde harekat çıkarsa nolur" gibi anlatması ne acıdır ki çok doğal !



Ey Türk Milletinin asil insanları,etrafında,televizyonunda,kahvende,meclisinde, evinde seni kışkırtmaya çalışanlara fırsat verme
Türk olduğunu unutma, bu vatanı parçalamaya kimsenin gücü yetmez,bu uğurda ölenler bil ki gözünü kırpmadan attılar adımlarını
bundan öncede,şimdi de,sonra da...

yazı burda biterken, artık bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapılmasını temenni eder


TÜRK MİLLETİNE
başsağlığı dilerim.

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık
aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından
bilenler bu aşkım malumdur.
Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin
özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm.
Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim.
Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat
meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle
medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim.
Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım." M.KEMAL ATATÜRK

16 Ekim 2007 Salı

doğum günüm kutlu olsun mu ?



-doğum günüm kutlu olsun mu ?


iyi tamam olsun fakat olmuyor kardeşim.

Artık herşeyin hiç bir anlamının kalmadığı bir dünyada yaşarken benim için bile bugün birşey ifade etmezken tutupta başkalarından ilgi beklemişim vah bana.

beklemişim ama gelmemiş,gelenler de bana az gelmiş

doyumsuz olmuşuz, el bana ben ele muhtaçken, çalan kapıları duymaz, açamaz olmuşuz

geleni gönderip gideni ararken bir acayip his bulmuşuz adına mutluluk koymuşuz

oturupta bir günlüğüne insan olalım demişiz doğum günü çocuğu olmuşuz

saçma sapan yazılar yazıp bloga koymuşuz, ben bile anlatamaz ve anlayamazken beni,başkalarına anlayışsız diye isim bulmuşuz, iki urgana bir düğüm atıp yüksekçe de biryere bağlayıp asar olmuşuz...

doğum günümmüş ne mutlu bana, doğupta kırdığım kalpler oldu, kanattığım yaralar oldu.

kendimi kendimden ettiğim hatalarım oldu, duyunca yaptığımı üzüldüğüm eylemlerim oldu.

ulaşamadığım hayallerim,ellerimle gömdüğüm başlangıçlarım oldu,sonumu yazdı

doğarken hesaplamadığım acılarım,gözyaşlarım,pişmanlıklarım toplandı ,zamanla çarpıldı,mutluluğuma bölündü,yaptığım iyiliklerden çıkarıldı

doğum günümde elimde kocaman bir sıfır kaldı

en güzel hediyem yanında olmaktı

yenilmişiz !



diyorlar ki yenilmişiz
senin,benim gibiler
söyleyenler,yazanlar,canımızdan bezdirenler
kin tutmuşlar,ruhsuz olmuşlar sevmeyi sevilmeyi uunutmuşlar
yenildiysek belden aşağı vurmadık
asla acıtmadık
diyorlarki yenilmişiz
aşk nedir bilmeyenler
diyorlarki yenilmişiz nefsimizi köreltmişiz
kir tutmuşlar,kalp kırmışlar
gel bizimle yürü diyorlar

bugünlerde ne çok dinliyorum bu parçayı...
sözlerinde ki derinliği henüz keşfedebildiğim için midir yoksa tamda şimdi şu halimde beni yansıttığı içinmidir bilinmez
gripin - hikayeler anlatıldı albümünün kapanış parçası

çok can alıcı sözleri var "yenildiysek belden aşağı vurmadık
asla acıtmadık" diyor

kırdığım kalpler, terkederken yanımda getirdiğim vicdansızlıklarım hesap sorar gibi şimdi benden. elimden hiçbir şeyin gelmediği bir an kapıma dayanmış benden harcadığım senin hesabını soruyor:( oysa bende ne verilcek bende ait bir sen var, ne de kendimden koparıp verebileceğim bir ben
ben aslında tamda bu şarkıda anlatılan şeyleri yaptığımın farkına varıyorum, birilerini onursuzca yaralayıp kandırdığımın.
üstelik ne uğruna !
aşk için birini diğerine değişmek aşka uyarmı ?
yoksa bencillik mi aşk sandığım,
bencillik olduğunu varsayarsak bile diğerinin yanında mutlu olduğunu anlamak bile onun adının aşk olduğunu ispatlamaz mı ?
özür dilerim aldatılanlarım
kandırılan masum piyonlarım..
size ait değildim,yeni anladım :(

4 Ekim 2007 Perşembe

evim evim güzel evim !



Akşam olur, etrafta koşuşturan insanlar. Bu kadar ivediliği gerekli kılan ne vardır bu denli..
Eve dönüş nihayetinde günlük rutin bir zorunluluktur. Ve çoğu defa gelindiği noktada sırtında serzeniş örnekleri taşır bu eve dönüş hikayeleri

Birşeyi yapmak isterken alınan haz,ona ulaştığında artık o kadar da önemli olamayabiliyor. Ve eve dönüş faaliyetleri sadece bundan ibaret sanırım. O an ki şikayetçi olduğun hal ve vaziyetinden eve döndüğün anda kurtulabileceğinin verdiği kısa süreli umut beklentileri..

Parmağındaki dikenlerin, artık ordan çıkarıldığında acısının/kanamasının dineceğini bilmek gibi.
Ve aslında kısa süreli bilinç kaybı yaşatıp iç dünyalarımıza, bilipte bilinmezlikten gelinip öyle olmasını umut etmek gibi.
Ve aslında Vermidon kadar etkili bir ağrı kesici UMUTLARIMIZ
Bir tane alırsın belki sabah o en sevdiğin yeri terkederken, hatırlatır sana günboyu herşeyin o kapıdan girdiğin anda bir yalana dönüşeceğini, herşeyin seni orda beklediğinin müjdesini verir.
Uyuşturucu bahseder gibi anlattım sanki,basit bir umut etmeyi :)
herneyse...
bu kadar hız,acele,bu nedenledir. Herkes uyuşmuş beyinlerini,yorulmuş bedenini geçirip üzerlerine bir an önce boşaltıp dinlendirme hevesiyle koşar ilk gördüğü otobüs kuyruklarına.
ve kimsenin onu kaçırmaya niyeti yoktur o andan sonra....
Evde hayalin çok daha ötesinde,kelimelerin çok daha anlam ifade ettiği yaşanılasılık vardır. Orası ;hayattır, ve dışarısına bir isim bile yakıştıramazsınız YAŞAMAK ile aynı anlama gelen
Gömülürsünüz kendinize,eşinize,ailenize,televizyonunuza,yastığınıza,döşeğinize. Unuttursun diye size günlük sıradan ağrılarınızı,gözyaşlarınızı,kızgınlıklarınızı,ve aldatışılarınızı.ve artık
"evim güzel evim" en güzel cümledir ..
bir sonraki terkedişinize kadar en sevdiğinizi...

hayat üzerine

Sevgi garip ama bir o kadar da vazgeçilmez bir yaptırım galiba.Yani insanlar acı çeker sever ,Kötülük görür sever,Aldatılır sever,Sevilir ama SEVMEZLER…
Galiba acı çekmek herkesin hoşuna gidiyor...Ne demek lazım ki insanın acıya da ihtiyacı oluyor demek ki….
Artık 2007 de sonlanırken insanlar , sevgilerini , şefkatlerini ve Yardım etme duygularını sıfıra yaklaştırıyorlar. Aslında dünya paylaşılamayacak kadar küçük değil ; Herkese yetebilecek kadar büyük ve bir o kadarda nimetli. Ama insanların kibri ve ben ‘ en’ im egosu yüzünden kendi bencil rüzgarında savrulmaları yetmiyormuş gibi, başkalarını da duvarlara çalmaları kaçınılmaz oldu artık… Aslında devir öyle bir hal aldı ki; çalışmak artık hayatın amacı haline geldi. Geçim derdi çoğu kesimi işkolik haline getirdi. İnsanlar gerçekleri ya sineye çekti yada unutmaya başladı. Çoğu kişi hatta (bazen ben bile) sanki ölmeyecekmişiz gibi yarınları planlamaya bu günleri ve dünleri unutmaya başladık. Yarınları planlamak kötü bir şey değil tabi ki ama bu günü de unutmamak lazım. Değilmi ?..
Ölüm sadece bir cm uzağımızdayken başkalarını kırıp dökmek neden?
by:şörmın

yanılsama

Soldu sevdamın rengi
Bıraktı sevdalı seveni
Karanlıkta kaybolmaya mahkum bu yürek
Yitirdi gerçeklikleri
Yalandı her şey
Yaşanmışlıklar alışkanlık
Alışkanlıklar bıkkınlık oldu,
Yanar döner bu yürek
Dayanamadı soldu
Ruhunun şeffaf tonlardaki kadifeliğini yitirdi
Ruhunu esir etti..
Yalandı her şey
Yaşanmışlıklar alışkanlıktı sadece…
Aşkı ölüme mahkum etti , çaresiz bu yürek
Mahkum kalacak sürgünlüğe….

yazan:şörmın
yüreğine sağlık canım,sen yazdıkça ben burada yayınlamaktan büyük bir zevk duyacağım bilesin